Günün Programı
Yazı Boyutu
Bulgaristan Ulusal Radyosu © 2026 Tüm hakları saklıdır

Cuma öğleden sonra

Hazreti Muhammed'e Muhabbetin Türkçesi: Mevlid

Enövçe köyünde mevlid
Photo: grandmufti.bg

Bu yıl İslâm İşbirliği Teşkilâtı Dışişleri Bakanları toplantısı kararıyla Peygamberimiz Hazreti Muhammed'in doğumunun 1500. yıldönümü kutlanmaktadır. Hicri 1447 yılı alemlere rahmet olan Peygamber-i zişana adanmıştır. Hem bu vesileyle hem de 3 Eylülde idrak edilecek Mevlid Kandili münasebetiyle Peygamber Efendimizin mevlidi yine gündeme gelmektedir.

Mevlid okuma, yazma ve kutlama uygulaması, her ne kadar Arap dünyasında, Ortadoğu ve Afrika’da doğmuş ve şekillenmişse de gelişip yayılmasında büyük bir rol oynayan Türklerce benimsenmesi sonucu, bilhassa Anadolu ve Rumeli’ye taşınarak toplumun bütün tabakalarına hitap ederek zirveye çıkmıştır.

Mevlid, sadece bir şiir veya nesirden ibaret edebî bir metin okuma olarak kalmamış, mıknatıs gibi etrafında topladığı ya da ürettiği farklı unsurlarla bir mevlid kültürü oluşturmuştur.

Tarihî süreç içerisinde mevlid kültürünün yaygınlaşmasını tetikleyen çok farklı etkenler söz konusudur. Ancak en tesirli olanların başında Süleyman Çelebi’nin gönül dünyasından damıtarak mısralara döktüğü ve Peygamber âşıklarının dillerine pelesenk ettikleri bereketli sözleri gelmektedir. Hüseyin Vassaf’ın ifadesiyle “ta’lîm-i rûh-ı kuds ile söylenmiş”, yani melâikenin öğretmesi, ilham etmesi ile mısralara dökülmüş olan bu sözleri, kalplerini Peygamber sevgisi kuşatan ya da bu sevgiyi kalplerinin en mutena köşesinde saklayan ümmet-i Muhammed’in fertleri, özel bir saygıyla okunduğu zaman ehl-i imanın kalplerine feyiz nurları yansımıştır.

Bu da mevlidi, Allah’a inanıp Hazreti Muhammed (s.a.s.)’i gönlünde taşıyanların okudukça okuduğu ve bu esnada bazen neşe bazen hüzün duyduğu bir “kutsal” metin hâline getirmiştir.

1000 yıldır İslâm ile tanışık olan, XIII. asırdan itibaren Yesevî yolunun yolcularından Sarı Saltık ve dervişlerinin, sonraları da Osmanlı irfanının canlı etkisiyle Bulgaristan topraklarında Türk maneviyatı ve kültürü derin izler bırakmıştır. Ülkemizdeki Müslüman Türkün genlerine kodlanmış olan bu kültür kodlarının başında gönülleri fetheden İslâm dini ve sahip olduğu kuşatıcı anlayış ile engin İslâm dininin kalbin derinklerine yerleşmesi sonucu bu değerler bugün de varlığını sürdürmektedir.

Şüphesiz, bunda insanımızın İslâm dinini anlama ve yaşama şeklinde büyük tesirleri olan mevlid ve onu meydana getiren irfanî arka planın çok mühim bir yeri vardır. Zira mevlid, bu toprakların insanına Peygamberimizi tanıtırken ona karşı çok derin bir muhabbeti de aşılamıştır. Mevlidin ortaya koyduğu hakikat-i Muhammediye düşüncesini merkeze alan ve Peygamber sevgisine dayanan “daha derinlikli ve çok boyutlu” toplum anlayışı kalplerin çok derinliklerine nüfuz etmeyi başarmıştır. O yüzden ateist komünizmin yıkıcı fırtınalarının estiği en zor zamanlarda bbile Müslüman topluluğumuz kökleri derinlerde olan beş asırlık mevlid çınarının gölgesine sığınarak dinî ve millî kimliklerini muhafaza edebilmişlerdir. Bu bağlamda mevlidin Bulgaristan Müslümanları açısından ne kadar önemli bir yere sahip olduğu daha önce yapılan çalışmalarda ortaya konmuştur.

Dün olduğu gibi, bugün de büyük bir itibara mazhar olan mevlid, gönüllere şifa veren ve toplumun farklı katmanlarını bir araya getiren kuşatıcı ve birleştirici bir dinî ritüel olarak varlığını sürdürmektedir. Yer yer etkisi azalıp zaman zaman çok yönlü işlevleriyle topluma ruh veren bu canlı geleneğin günümüzde kurumaya yüz tutan gönülleri beslediği, dirilttiği görülmektedir.

Foto: grandmufti.bg, ankaramasası.com.tr



Последвайте ни и в Google News Showcase, за да научите най-важното от деня!

Kategorideki diğer yazılar

 Şeyh Ali Efendi'nin türbesi

Cuma öğleden sonra

Cenâb-ı Allah, İslâm dinini insanlara kendi aralarından seçtiği kul ve peygamber Hazreti Muhammed vasıtasıyla tebliği etmiştir. Onun etrafında yetişen ve her biri yıldız misali olan ashabı, kendisinden öğrendikleri ve gördükleri İslâmî ilke, değer ve..

Eklenme 19.09.2025 14:00

Cuma öğleden sonra

İslâm dini , eğitime çok büyük önem vermektedir. Çünkü potansiyel olarak güçlü bir şahsiyete sahip olan insanın şahsiyetini inşa etmesi, özünü koruması, değerlerle donatılarak toplumun değerli bir ferdi  olması eğitimle olur. İslâmiyet, eğitimi..

Eklenme 12.09.2025 14:00

1885 tarihli Bulgaristan Birleşmesi’ne üç bakış açısı

1878  yılının Temmuz ayında 10. Rus-Türk Savaşı’nın ardından yapılan Berlin Kongresi’nde Balkanlar’daki Bulgar nüfusunun yaşadığı topraklar, beşe bölündü . Kuzey Dobruca , Romanya’ya verilirken Niş Sancağı nı Sırbistan aldı. Tuna nehri ile Stara..

Eklenme 06.09.2025 05:35