İnsanın kısa yeryüzü macerası zorluklarla dolu olmakla beraber geldiği yeri unutmaması ve gideceği yeri de her zaman aklında tutması ile bu zorlukları Allah'ın izniyle aşabilecek donanımdadır. Bu noktada son derece önemli olan husus, insan dünyaya karşı nasıl bir tavır alacağıdır.
Bu konuda İslâm bize, her hususta olduğu gibi, yol göstermektedir. Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed bu konuda da canlı örneğimizdir. Kur'ân ve Peygamber Efendimizin ortaya koyduğu bütün ilkeler birlikte değerlendirildiğinde insandan dünya ile ilişkisinde beklenen mutedil, vasatî bir tavırdır. Bu ise özetle, ahirete, yani bu dünya serüvenimizden sonra mutlaka gideceğimiz yurdumuza hazırlanmak, hatta ebedî ahiret yurdumuzu bu dünyada yaptıklarımız ile inşa etmek, bunu yaparken de dünyayı mamur, yaşanır bir iyilik ve barış yurduna dönüştürüp nasibimizi almaktır. Velhasıl dünyayı ahiretin tarlası olarak görüp güzelce bakımını yaparak meyvelerini bu dünyada da ahirette de doya doya yemektir. Bunları yaparken bizi var edeni ve eninde sonunda huzuruna çıkacağımız Yüceler Yücesini unutmamak ve bütün varlığımızla Ona bağlanmaktır.
Arkeologlar, Bulgaristan'ın kuzeybatısında Ritsaria (Ratiaria) antik kentindeki Roma hamamının yeraltı altyapısının bir kısmını keşfettiler. Kent, I. yüzyılda bugünkü Archar köyü bölgesinde kurulmuş ve 586 yılında Avarlar tarafından yıkılmıştır...
Allah’ın insanlar için ikramlarından biri berekettir. Bu nimet, O’nun sıfat ve isimlerinin tecellisidir. Zira Kur’ân-ı Kerim’de Yüce Allah kendisini söyle tanıtır: “Ne yücedir o ki mülk onun elinde ve o her şeye kadirdir”. Buradaki yücelik ise “tebârek”..
Beyt-i mâmur istersen ol dil-i rânâyı gör Mescid-i Aksâ dilersen dergeh-i Mevlâ’yı gör Feyz-i esmâ ile kıldı seni Ol âyine çün Gör ne suret gösterir âyine ecillâyı gör Bî-cihet ol her cihetten vech-i Hak ede zuhur Bunca vechin arasında..